
Katıldığı bir toplantınin ardından dün geceki derbi maçıyla ilgili görüşleri sorulan Egemen Bağış “Valla ben toptan pek anlamam etmem ama, maçtan sonra çevirilen geyikler çok hoşuma gidiyor” dedi. Bunun uzerine ısrarla kendisinden espri isteyen basın mensuplarını kıramayan Bağış dayanamadı ve espriyi patlattı: “Volkan poposuyla topu tutmuştu, Felipe Melo da Vinci!” Birkaç saniyelik sessizlikten sonra gazeteciler kahkahalara boğuldular. Sayın Bağış’ın yüzündeki tatlı tebessüm de gözlerden kaçmadı.
Egemen Bağış dayanamadı
İyiler Erken Ölür
Birçok kişinin gelmiş geçmiş en iyi futbol takımı kabul ettiği 1982 Brezilya milli takımının kaptanı Socrates 57 yaşında öldü. Ben onu sadece futbolu için değil, hem futbolu hem de karakteri ve politik duruşu için sevenler arasındayım. Nasıl sevmem ki bu doktor futbolcuyu(mecazi değil gerçek tıp doktoru)? Gençlik idolleri Fidel Castro, Che Guevara, John Lennon. Bir aralar Küba milli takımının başına teknik direktör olma ihtimali olmuş. Hemen şart koşmuş: “Olursam Kübalı bir işçiyle aynı ücreti alırım.” devamini oku..
İnternette Seçim Yasağı Nasıl Uygulanıyor?
Şimdi benim anlamadığım bir şey var. Seçim nedeniyle seçim yasakları oluyor, biliyoruz. Seçim günü propaganda yasağı falan, filan… Peki internette nasıl bir yasak uygulanıyor? Ya da uygulanabiliyor mu? Farz-ı mahal yarın biri çıkıp internetten CHP, ya da ne bileyim bağımsız aday Sırrı Süreyya Önder şu kadar oy aldı dese ne gibi bir yaptırım uygulanabiliyor, merak ettim doğrusu. Facebook’ta, twitter’da nasıl bir yasak uygulanabilir? Bilen varsa beri gelsin, bizi de aydınlatsın.
İstanbul Üzerine Çeşitlemeler
İstanbul Uluslararası Kültür Festivali 27-29 Mayıs tarihleri arasında, İstancool 2011 adıyla yapıldı. Güzel, bir diyeceğim yok, sakın şimdi arkasından konuşacağımı düşünmeyin. Hem de bedava ve herkese açık bir festivalmiş, bu bakımdan ayrıca takdire şayan. Beleş olsun, kamusal olsun, aççık ve seççik olsun, canımızı yesin. Ama “İstancool” ismine kafayı taktım, yalan değil. devamini oku..
Kara Gugıl
Internet bu, insan bir yere girmeye çalışırken nereden çıkacağını bilemiyor. Geçenlerde yanlışlıkla “Blackle.com” diye bir sitede buldum kendimi. Bildiğimiz gugılın kararmış hali. Neymiş efendim? Monitörler siyah ekran gösterirse daha az cereyan harcanırmış. Herkes arama motorunu ve anasayfasını blackle yaparsa yılda bilmem kaç milyon watt enerji tasarrufu sağlanırmış. Meraklandım ne menem bir şeydir diye; acaba bu yolla vatana, dünyaya bir faydamız dokunur mu diye? devamini oku..
2. Yaşın Şerefine: İşkembe Çorbası Tarifi
Şaka maka anlamametmem 2. yılını da devirdi. Mayıs 2009′da başladığımız internet hasbıhallerinde futboldan oskara, haşlanmış yumurtadan pilav üstü kuruya, Erman Toroğlu’ndan Ümit Besen’e olur olmaz bir dolu mevzuda olur olmaz bir dolu laf etmişiz. devamini oku..
Klişelerden Klişe Beğen!
Efenim, malumunuz yaklaşık 54 yıldır düzenlenen Eurovision Şarkı Yarışması’nın bu yılki finallerine katılamıyoruz. Okuduğum ve etrafımdaki işin ehli arkadaşlarımdan dinlediğim kadarıyla bu hayal kırıklığının nedenleri arasında ulusal eleme sisteminin kaldırılıp TRT’nin siparişle şarkı yaptırmasından, yanlış grup seçiminden, binlerce lira ödenen grubun benden yaşlı bir şarkıdan yüklü miktarda esinlenmesinden, ipe sapa gelmez sahne şovundan tutun da değişen oylama sistemine kadar pek çok faktör var. Doğrusunu söylemek gerekirse ben müzikten pek anlamam etmem, bu nedenle de burada Pekadam ve hele de Öteberi gibi müziğin piri iki hocam dururken ‘bir Eurovision şarkısı nasıl olmalı?’ diyerek ahkam kesemem. Bir de, itiraf etmek gerekirse yarı finalin olduğu güne kadar şarkıyı dinlemişliğim de yoktu. Meğer büyük balığı kaçırmışım!
devamini oku..
Tatmin Oldum
“Şifre filan yok diyorum sana, neden inanmıyorsun” diye fısıldadı en tatlı, en ikna edici ses tonuyla. Çok yakınımdaydı, nefesini sırtımda hissediyor, ürperiyordum. “Ama bulmuşlar, gazeteler, televizyonlar yayınlayıp duruyorlar” diyecek oldum, “velev ki var, ama sehven yapılmış, kasıt yok” dedi. devamini oku..
Anlamametmem’in Çılgın Projesi
Ne zamandır buna hazırlanıyorduk, dikkat ettiyseniz yemeden içmeden, yazmadan çizmeden kesilmiştik. Bir aydır yazı yazmadık, okurumuzu öksüz koyduk. Kapandık, çalıştık, etüd ettik, fizibilite çıkardık. Oluruna bakarız, kaynağını buluruz, biz bu işi yaparız aga dedik. Artık bu projeyi içimizde daha fazla tutarsak patlarız. Açıklıyoruz, işte çılgın projemiz: devamini oku..
Turgut Uyar Şiir Yarışması Sonuçlandı
I. Turgut Uyar şiir yarışmasını “Buz” isimli dosyasıyla Osman Özçakar kazandı. Anlamametmem olarak iftihar ettik. Osman Özçakar blogumuzun sadık okuyucularındandır. Biz kendisini stor perde işleriyle iştigal eden halim selim, genç ve yakışıklı bir insan olarak tanırdık. Ama genç, güzel ve de şairmiş üzerinize afiyet. Dünyamızın şiirsiz döndüğü, şiire hayattan el çektirildiği bir dönemde, o storların arkasına gizlenip kendi içine doğru dizeler biriktirirmiş meğer. Turgut Uyar yarışması şairin ilk kitabının basılmasına vesile olacak. Özçakar’ın kitabıyla buluşmadan evvel, ilk kez bir şiirini burada yayımlamaktan da mutluluk duyuyoruz. Şairin özel izniyle, ayrıcalıklı anlamametmem okurları için: devamini oku..
Baldıra Bastı
Geçende gazetede gördüğüm küçük bir yazıyı, her ne kadar gündemin yoğunluğu ve kasveti buna elvermiyorsa da, affınıza sığınarak burada biraz büyütmek istiyorum. Olay biraz şaka gibi dursa da esasında üzerinde durulmayı ve ciddiye alınmayı hak ediyor. Efendim, DDB reklam şirketinin Yeni Zelanda ofisi bir cinlik düşünmüş ve Superette giyim zinciri için hazırladığı çalışmada, yaz sezonunun yaşandığı Auckland’in alışveriş bölgelerine, oturanın baldırına denk gelecek şekilde kabartma harflerle ve tersten “Superette şortlarında indirim” yazılı özel banklar yerleştirmiş. devamini oku..
Anadolu’nun İsyanı
Hidroelektrik santrallerine(HES) karşı eylemler “Anadolu’yu Vermeyeceğiz” başlığı altında internette örgütlenmiş; “Anadolu’nun İsyanı” isimli filmleri de bir süredir sanal alemde çoğaltılıyor. Görmeyen kaldıysa diye sitenin linkini verelim: devamini oku..
Kaçan Kurtulur
Bunlar iyi günlerimiz. Dünkü (pazar) Hürriyet’te üşenmedim saydım, çoğu tam sayfa olmak üzere toplam 12 adet “rezidans”, tower, site, vs. ilanı vardı. Kentin çeşitli yerlerinde yüzlerce, hatta binlerce konutluk yerleşim komplekslerinin ilanları bunlar. Hele bir de şehrin göbeğinde gökdelen şeklini alanlar var ki tamamlandıkları zaman yaratacakları trafiği tahmin etmek için şehir ve bölge planlama okumuş olmak gerekmiyor. devamini oku..
Anlarsın Ya!
Doğrudur, burası hedonist bir blog. Sazdır cazdır, yemektir içmektir, atlettir dondur, paşa keyfimiz ne isterse onu yazıyoruz. Etliye sütlüye karışıyoruz ama suya sabuna pek dokunmuyoruz. Hayatta şahsi rahatımıza ne batıyorsa ona laf ediyoruz en çok; Türkiye’nin meselelerinin ucu ancak bize dokunduğunda bozuk atıyoruz. Yoksa yaptığımız kendi aramızda eğlenmek, rahatlamak, muhabbet etmekten başka birşey değil. Bu yüzden daha ötesini anlamam etmem dedik en baştan. Ama, altına küçücük bir “ama” şerhi düştük, anlamam etmem ama… devamini oku..
Hayallerimizden Vazgeçtik, Gerçeklerimize Dokunmayın!
Bu mecrada yazdığım önceki yazımda, biraz da romantik bir yaklaşımla, futbol yayıncılığına değinmiştim. Hatta biraz da abartarak (hoş şu anda abarttığımı düşünmüyorum ama) neredeyse yirmi yıl önce başlayan maç yayınlarının ticarileşmesinin kitleleri futboldan kopma noktasına getirdiğini söylemiştim. Dört sezonluk yayın bedelinin 321 milyon dolara ulaştığı bir pazarda izleyici olmanın pek mümkün olmadığı ve ne yazık ki, izleyicilerin “tüketici”lere dönüştüğü bir gerçektir. Dolayısıyla televizyondan maç izlemek de bir “zengin işi” haline gelmiştir. devamini oku..
Şimdi de İçlik Sorunsalı
Müjdeler olsun, anlamametmem’in iç çamaşırdan sorumlu devlet bakanı oldum. Olmuşumdur yani. 2-3 tane don yazısı yazdık ya, okur gerisini bekliyor, hani nerde devamı diye posta kutumuza mesajlar atıyor. Bir okurumuz da oldukça üşümüş olmalı ki, içlik için bize danışıyor. Arkadaşımızın affına sığınarak mektubunun ilgili bölümünü aynen ekliyorum: devamini oku..
Mübarek Oskarınız Kutlu Olsun
Malumunuz bu gece Oskar gecesi. Tahmin falan yapacak değilim. O işleri çoktan bıraktım. Artık hangileri yarışıyor ona bile takılmıyorum. Filmlerin, sanatın yarıştırılması da ne oluyor ki? En iyi film ne demek? Kim karar veriyor? devamini oku..
Zoraki Kral, Zoraki Kriz
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün “Akşam evde eşimle beraber Zoraki Kral (The King’s Speech) filmini izledik, çok beğendik” mealindeki twiti büyük bir infiale yol açtı biliyorsunuz sevgili okurlar. Yoksa yoksa Cumhurbaşkanı korsan DVD mi izliyor sorusunu, halkımız, acaba Kaddafi de gidici mi sorusundan daha çok sordu kendine. Medyaya bakacak olursak öyle yani. Nerden çıkarıyorlar korsan olduğunu filmin? devamini oku..
Nice Yıllar Ekşi Sözlük
Anlamametmem olarak internet alemlerinde kimseye eyvallahımız yoktur ama saygı duyduğumuz, kardeş bildiğimiz kimseler vardır elbette. Ekşi sözlük de bu cemaatlerden biridir. Geçende gazetelerde Ekşi’nin 12. doğum gününe ilişkin haberleri biraz yadırgayarak okuduk doğrusu. devamini oku..
















