Bir başka neşeli kare Köyceğiz yolundan. Köyceğiz’i burada anlatmaya hacet yok, Çetin Altan’ın Milliyet’teki yazılarını takip edenler orayı sokak sokak biliyor gibidirler zaten. Çetin Altan okuru babam “yolun düşerse benim için bir gez, dolaş” derdi, ben de öyle yaptım. Yol üzerindeki köprüde de fotoğraftaki tabelaya rastladım. Namnam Çayı, hangi etimolojik ve kültürel kökten alıyor ismini bilmiyorum da, derhal akla gelen ve beni gülümseten, hatta yolda kahkaha atmama neden olan şey, Peter Sellers’in filmi Party’deki “Namnam, birdy namnam!” repliği idi. İzlemeyen varsa, aman diyeyim, 1968 tarihli Blake Edwards yönetimindeki Peter Sellers filmi The Party, komedinin doruğudur. Bu filmde canlandırdığı Hintli aktör Hrundi Bakshi karakteri üzerinden bayağı bir ırkçılık da yapar esasında Sellers ama, bu gelmiş geçmiş en büyük oyunculardan biri olduğu gerçeğini değiştirmez. 2004′te çekilen The Life and Death of Peter Sellers filminde Sellers’i bir başka müthiş aktör, Geoffrey Rush canlandırmıştı. Orada Peter Sellers’ın nasıl bir arıza adam olduğu gayet güzel anlatılır. Geoffrey Rush, “Shine”ın da başrolündeydi; hani geçen günlerde İstanbul’da iki konser veren şizofren piyanist David Helfgott’un hayatının anlatıldığı film. Bu arada Köyceğiz’e gittiğimde bir sinema festivaliyle karşılaştım, artizler, paneller, meydana kurulmuş açık hava sineması vs. ile kasaba bir şenlik havasındaydı. Lafı böylelikle Köyceğiz’e bağlamış olalım, Namnam Çayı bizi nerelere götürdü.
