Ceza Sahasında Kusurlu Hareket: İvan Ergic

tarafından aydin
Ivan Ergic

Ivan Ergic

-      önemli olan benim gol atmam değil, takımın galibiyeti…
-      buradan puan veya puanlarla dönmek istiyoruz…
-      lig uzun bir maraton, artık önümüzdeki maçlara bakacaaz…

Bunlar mikrofon uzatılan topçulardan duyduğumuz röportaj klişelerinden birkaçı. Hep topçuların ne kadar cahil olduklarından, iki lafı bir araya getiremediklerinden dem vurulur ama iki lafı bir araya getiren Aykut Kocaman’ın bir Trabzonspor maçı sonrası söyledikleri yüzünden başına gelenleri de unutmuyoruz. Efendim neyse; bütün bu futbol, televole, futbolcu, manken, eğitim, cehalet tartışmalarının ortasına bu yıl sessiz sedasız bir transferle Bursaspor’a gelen bir isim yerleşecek ve Bağış Erten, Tanıl Bora gibi “topa farklı girenlerin” sevgilisi olacağa benziyor: İvan Ergic

Şimdilik kendisine maç sonrası uzatılan bir mikrofon göremedik ama Almanya’da çıkarılan haftalık “Jungle World” gazetesinin kendisiyle yaptığı bir röportajda anlattıkları bile ne kadar “kusurlu bir hareket” olduğunu anlamaya yetti. İşte bu röportajdan bazı başlıklar:

Profesyonel spor dünyasında, siyasetle ve alternatif yaşam biçimleriyle ilgilenen kişilerle gerçekten de nadiren karşılaşılıyor. Bunların bir arada olması mümkün mü?

Beni, sektörün bir parçası olmama rağmen sektör hakkında fazla eleştirel konuşmakla suçlayanlar var. Ama kanımca, bu işlerin içinde olup da her şeyi ve bu arada profesyonel futbolun karanlık yanlarını tarif edebilecek daha iyi bir örnek bulunmuyor. Pek çok insanın, böylesine büyük bir sahnede hangi amaçlara hizmet etmek için yer aldıklarını kavrayamadıklarına inanıyorum. Bu da benim için gerçekten bir ayrıcalık.

Sence, profesyonel futbolun ne tür karanlık yanları var?

Çok sayıda karanlık yan var ve sorun şu ki, eğer profesyonel bir futbolcuysan ve çok para kazanıyorsan, ağzını tutmak zorundasın ve eleştiri olanakların son derece sınırlı. Şöyle düşünülüyor: Sen bir profesyonelsin ve sahada elinden gelenin en iyisini yapmakla yetinmelisin. Eğer bunun ötesine geçip belirli şeyleri eleştirmeye başlarsan, bu durum, işverenin ve futbol düzeninin bütünü tarafından hoş karşılanmaz. Ne de olsa, karanlık yanların açığa çıkarılması ve gizli mekanizmaların kamuoyunun bilgisine sunulması onların çıkarlarına uygun düşmez. Futbolun aptallığının korunmasından çıkar sağlayanlar var. Futbol, görüntülerle ve yanılsamalarla yaşar.

Özgürleşmen ne zaman ve nasıl başladı?

Çok fazla deneyimim oldu: Yugoslavya’daki savaş, oradan kaçışımız ve depresyonlarım bende ciddi etkilerde bulundu. Babam, dogmatik olmayan bir Marksist. Bana her zaman enternasyonalizm ve sosyalizm gibi idealleri anlattı ve beni her şeyi sorgulamaya, hatta sorgulamacılığın kendisini bile sorgulamaya teşvik etti. Sürekli olarak başka insanlarla, yönetmenlerle, sanatçılarla, öğrencilerle ilişki içindeyim. Bunlar sayesinde felsefeyle ve Frankfurt Okulu’yla tanıştım. Ama beni yalnızca Adorno ve Marcuse değil, Fromm ve Sartre da etkiledi.

Pek çok kimse tarafından Yugoslavya’nın dağılmasının başlangıcı sayılan Kızılyıldız-Dinamo Zagreb maçını hatırlıyor musun?

O dönemde çok küçüktüm. Ama bugünden bakıldığında, o maçın savaşın haberciliğini yapmış olduğu kesin. Tüm bunların yaşanmış olmasını son derece üzücü buluyorum. Yugoslavya’nın çok güzel bir ülke olduğunu düşünüyordum. Kuşkusuz, Tito’nun yönetimi altında yaşamak mükemmel değildi; ama geçici bir tarihsel dönem ya da bir sosyalizm deneyimi olarak, tüm diğer Doğu Bloku ülkelerine göre daha iyiydi. Çok halklı bir devlet yaratma girişimi ve Tito’nun bağlantısızlık politikası bence doğruydu. Buna rağmen, ulus ve ulusal gurur düşünceleri bana hitap etmiyor. Tüm bunlar bana çağdışı ve arkaik görünüyor.

Ergic basınla kafa buluyor

Ergic basınla kafa buluyor; ama sürüden ayrılanı kurt kapar, hemen etiketleniverir

Durumunun hiç de iyi olmadığı bir dönemden geçmiştin. Ağır bir hastalık nedeniyle kenara çekilmiştin, depresyona girmiştin ve psikiyatrik gözetim altında tutulmuştun. Çevrenden ne tür tepkiler almıştın?

Profesyonel futbol dünyasında, eşcinselliğe nasıl bakılıyorsa psikiyatrik hastalıklara da öyle bakılıyor. Bu konuya bir tabu gibi yaklaşılıyor. Bu duruma düşülmemesi gerektiği düşünülüyor. Bunun ardında da, bugün bile futbolun yapısal unsurları arasında yer alan maçoluk var. Futbol, erkeksiliğin ve maçoluğun yeniden üretildiği bir alan. Depresyona girenler, futbol dünyasının profesyonel futbolcular hakkındaki beklentilerine uymuyor; zayıf görünmemek gerekiyor. Söz konusu dönemde benim için de zayıf bir insan ve eşcinsel olduğum söylenebilmişti…

Tamamını okumak isteyenler için:

Röportajın Almanca orijinali: http://jungle-world.com/artikel/2009/36/38823.html

Bu da Erkin Özalp’ın çevirisi: http://www.haberveriyorum.net/haber/bursasporlu-ergic-futbol-yanilsamalarla-yasar

Bu röportajdan sonra Bursaspor maç sonralarını merakla bekliyoruz ve ceza sahası içinde de daha fazla “kusurlu” hareketler görmek istiyoruz…

Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

Gravatar
WordPress.com Logo

Please log in to WordPress.com to post a comment to your blog.

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.