Plak meraklıları, ordan burdan plak toplayanlar Osibisa ismiyle mutlaka karşılaşmışlardır. Bir plak yığınını deşeleyip de Osibisa LP’lerinden birine isabet etmemek güçtür çünkü. Bizimki gibi disko misko türü dışında yabancı plak neşriyatının bir hayli kısıtlı olduğu bir memlekette, ne çok Osibisa albümü basılmış da satılmış diye hayrete düşer insan. Neymiş bu grubun kerameti diye sorası olur. Bu merakla, hem de Osibisa’nın fantastik plak kapaklarının cazibesine ve isminin garip sihrine kapılarak, bir Osibisa alınır. Pek birşeye de benzemez müzikleri. Daha doğrusu kategorize edilemez. Caz, funk, disko, afro karışık bişey. Nefesliler filan hatırına, caz var lan galiba bunda diye atladıysanız, hayal kırıklığı yaşarsınız. Dans vardır ama, bir zamanlar kartal oluşlarının sebebi de bu olsa gerektir. Bir aralar hakikaten çok meşhurmuşlar; ansiklopedik bilgiye müracaat edilirse bu adamların Gana’dan, Nijerya’dan filan kalkıp 1969′da Osibisa’yı kurmaları ve gerek Avrupa’da gerekse ABD’de popüler olmaları, afro kökenli bir dans müziğiyle beyaz adamı oynatıp hoplattıran ilk gruplardan biri olmaları dikkate değer. Kimilerine göre “World Music” denen şeyin kurucu babaları bunlar. Ve, işin ilginci hala varlar, albüm yapmaya da devam ediyorlar. Şahsen ben Osibisa deyince müzik adına bir “Sunshine Day”i bilirim, belki dinlesem ismini bilmediğim birkaç hitini daha çıkartırım. Ama plak kapakları acayiptir, unutulmazdır. “Cover art” olayının nadide örnekleridir. Bu arada, eğer bu yazıyı okuyup da plak, plak kapağı, kapak sanatı, LP gibi terimleri ilk defa duyuyor iseniz, atın bir mesaj, yaşlılık bunalımına girip inzivaya çekilmezsem eğer, “izah etmeye” çalışırım.