Dersimiz için sinemaya uzun yıllar emek vermiş birisiyle röportaj yapmamız gerekiyordu. Bunu vesile bildik, Yeşilçam’ın emekçisi, yılların set görevlisi “Godzilla”yla görüşelim dedik. Kendisi bu isteğimizi kabul edince çok sevindik.
Röportaja giderken çok heyecanlıydık. Kolay değil; tam 55 yıldır Yeşilçam’a hizmet eden bir sinema emekçisiyle konuşacaktık. Yeşilçam Sokak’taki ilk buluşmamızda ise çok şaşırdık. Daha kamerayı kurmayan biz öğrencilerin yorgunluğu karşısında 70 yaşındaki bu adamın heyecanı açıkçası beni utandırdı. Sinemaya gönül vermenin, sinema tutkusunun ne demek olduğunu Selahattin Geçgel’i görünce anladım.
Murat Yılmaz Köksal bir yazısında şöyle bahsediyor kendisinden: “Set görevlisi eşittir boyacı. İşte seksenli yıllardan sonra, sinemanın işsizlik döneminde ortaya çıkan bir gerçek daha. Gerçek set işçileri piyasadan el çekip kalanlar da yüklü haftalık isteyince yapımcıların, yönetmenlerin kapıcısı, boyacısı, eskicisi sinemaya setçi oldu. Bu setçi lafına çok kızar gerçek Yeşilçam çalışanları. Kendilerine set görevlisi, set elemanı denilmesini isterler. Sinemaya gönülden en bağlı olanlar da onlardır. Sinema camiasında Godzilla olarak bilinen Selahattin Geçgel bunlara en iyi örneklerden biridir belki de.”
Sadece yaşayan tarih değil, örnek alınacak bir emekçi Selahattin Geçgel, daha doğrusu Godzilla. Onu ilk gördüğüm zaman kendimden utanarak tereddüte düşmüştüm. “Selahattin Bey” desem olmaz, “Selahattin Dayı” desem hiç olmayacak. Çekimlerden sonra ise hiçbir tereddütüm kalmamıştı. Godzilla’ydı o işte. Yıllardır herkesin bildiği ve tanıdığı gibi. Zaten kendisi de 55 yıldır Godzilla adına layık olmaya çalışmıyor muydu?
