Bihter’i nasıl bilirdiniz?

tarafından görgütanığı

Pazar günü bir cenazedeydim. Bihter Ziyagil’i kaybettik. Kocası Adnan Ziyagil’in yeğeniyle yaşadığı aşk ortaya çıkınca yüzü kızarmıştı. Bu zamana kadar nasıl oldu da çatlamadıysa bir ar damarı olduğunu hatırlayıp canına kıymıştı Bihter. Biz de ona karşı son görevimizi yapalım dedik. Kardeşi Peyker ve annesi Firdevs Hanım da oradaydı. Hoca Efendi sordu: “Bihter’i nasıl bilirdiniz?” diye.

Dilimiz varmadı önce iyi demeye. Sonra adet yerini bulsun, son dakika çıkıntılık yapmayalım düşüncesiyle “İyi bilirdik” dedik. İyiydi zaten Bihter de çapkındı işte biraz. Ateşi ilk kez tatmıştı, Behlül aklını başından almıştı. Yoksa canına kıyacak kız mıydı? Bu arada çok büyük bir kalabalık vardı. Çılgın Bihter fanatikleri haberi duyar duymaz yas tutmaya başlamıştı. Facebookta toplanma kararı almışlar, hepsi cenazede ön saflardaydı. Kocaman siyah Rayban gözlüklerini takıp gelmişlerdi, düşüp bayılmamak için zor duruyorlardı. Hele o teyzeler. “Hakkımızı helal ediyoruz” diye nasıl da haykırıyorlardı. Bağırlarına kara taş basıp dayanmaya çalışıyorlardı. Kendi aralarında “İşvelimiz, cilvelimiz, daha çok gençti” diyorlardı.

Neyse benim için önemli olan, üç sezondur perşembe akşamları sokağa çıkma yasağı varmış gibi hissettiren Aşk-ı Memnu masalının nihayet bitiyor olmasıydı. Evet. Boynuzlandığını bir türlü anlamayan Adnan Bey, şehvet düşkünü Bihter, yakışıklı cool erkek Behlül, fazla saf Nihal, taşıdığı sırların ağırlığıyla ölüme yaklaşan Beşir ve zerafetini elden bırakmayan Matmazel fena halde bıktırmıştı artık. Ama bu dizideki her şey çok konuşuldu. Her giyilen moda oldu. Vitrinlerde aceleyle beyaz bir kağıdın üstüne yazılmış şu yazıları görür olduk: Bihter elbisesi, Bihter yüzüğü, Bihter çizmesi… Taze sıkılmış portakal suyu eşliğinde görkemli kıyafetlerle yapılan sabah kahvaltıları, fonda piyano ve aniden dans etmeye koyulan baba kız, renkli gözlerden kaçamak bakışmalar, kapalı kapılar ardında ya da şarap mahzeninde gözlerden uzak yaşanan bir ilişki, iki ilişki, üç ilişki derken ilişkiler. Fazla abartılıydı yaşananlar. Bağırıyordu adeta…

Aşk-ı Memnu nasıl bir dünya yaratmıştı kendine? Kimin dilinden konuşuyordu? Var mıydı böylesi? Vardı da, lazım mıydı acaba? Acaba biz de bu kadar zengin olsaydık, böyle mi yaşardık? Bir Firdevs Hanım kadar kokoş olur muyduk? Para kazanma gibi bir derdimiz olmasaydı kafamız böylesine dönme dolaplara çalışır mıydı? Kitap okumayı yalnızca yatmadan önce uykumuzun gelmesi için bir etkinlik olarak mı nitelendirirdik? Bilemiyoruz. Bu soruların cevabını veremiyoruz. Zenginin parası züğürdün çenesini yorar misali bunların entrikaları da bizi yoruyor efendim.

Ve nihayet son gelmişti öyle ya da böyle. Her şey o kadar masalsı ve gerçeklikten uzaktı ki, açıkçası ben bir mutlu sonu bu diziye yakıştırabilirdim. Ama acı bir sonla veda etmeyi tercih etti Aşk-ı Memnu. Bir bildikleri vardır herhalde, anlamam etmem. Yine de üzüldüm doğrusu, gençti güzeldi Bihter’imiz. Ey cemaat, hatun kişi niyetine, El-Fatiha!

2 Yorum to “Bihter’i nasıl bilirdiniz?”

  1. allah ramet eğlesin beho çok üzülcek bi şağapamadılar kaçcaklardı nasip olamadı:D

  2. bihte neyi etirafe behlul’un sen benim askim behlul peki ask-i’im

Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.