Ne zamandır buna hazırlanıyorduk, dikkat ettiyseniz yemeden içmeden, yazmadan çizmeden kesilmiştik. Bir aydır yazı yazmadık, okurumuzu öksüz koyduk. Kapandık, çalıştık, etüd ettik, fizibilite çıkardık. Oluruna bakarız, kaynağını buluruz, biz bu işi yaparız aga dedik. Artık bu projeyi içimizde daha fazla tutarsak patlarız. Açıklıyoruz, işte çılgın projemiz: Karadenizden Akdenize kanal açıyoruz kardeşim. Zonguldak’tan vuruyoruz kazmayı, Antalya’dan çıkıyoruz. Üstten üstten şöyle 150, 250 metre genişliğinde bir kanal traşlayacağız, sonra zaten su yürür gider. Su akar, deliler bakar. Uzaydan, uydudan, gugıl ört’ten baktı mı, çılgın Türk’ün memleketin böğrüne attığı çiziği dünya alem görsün. İki denizi kestirmeden bağlıyoruz birbirine. Boru değil. Kanal. Artık su kenarında piknik yapamıyorum, balığa gidemiyorum diyen vatandaşımız kalmayacak. Deniz kenarında bir evim olmadı ulan ahir ömrümde diyen aile babası olmayacak. Herkese su, herkese köprü, herkese balık, herkese deniz. Biz yola çıktık, başlıyoruz. Elemanlar Zonguldak’a gitti bile. Baba Burnu’ndan hafriyata giriyoruz, aşağı doğru iniyoruz, Konyaaltı’ndan bir yerlerden Akdeniz’e ulaşıyoruz. O kadar. Bu proje tamamdır. Kimse muhalefet edemez, kimse tartışmaya giremez. Bilim adamlarıyla, üniversitelerle, siyasi partilerle, STK’larla, çevrecilerle, halkla, malkla bu mevzuları müzakere etme noktasında da olmayız. Nokta. İtiraz eden, projeye yan bakan, su koyveren olursa bak tepemizi attırmayın, bir kanal da enlemesine açarız. İzmir’den girer, Van’dan çıkarız. İcabında memleketi ikiye katlar dörde böleriz. Nokta dedik. Dağılın şimdi.
