Efenim, malumunuz yaklaşık 54 yıldır düzenlenen Eurovision Şarkı Yarışması’nın bu yılki finallerine katılamıyoruz. Okuduğum ve etrafımdaki işin ehli arkadaşlarımdan dinlediğim kadarıyla bu hayal kırıklığının nedenleri arasında ulusal eleme sisteminin kaldırılıp TRT’nin siparişle şarkı yaptırmasından, yanlış grup seçiminden, binlerce lira ödenen grubun benden yaşlı bir şarkıdan yüklü miktarda esinlenmesinden, ipe sapa gelmez sahne şovundan tutun da değişen oylama sistemine kadar pek çok faktör var. Doğrusunu söylemek gerekirse ben müzikten pek anlamam etmem, bu nedenle de burada Pekadam ve hele de Öteberi gibi müziğin piri iki hocam dururken ‘bir Eurovision şarkısı nasıl olmalı?’ diyerek ahkam kesemem. Bir de, itiraf etmek gerekirse yarı finalin olduğu güne kadar şarkıyı dinlemişliğim de yoktu. Meğer büyük balığı kaçırmışım!
Dediğim gibi, müzikten anlamam ama klip seyretmeyi severim. Her çeşitten müzik klibinin iflah olmaz takipçisiyim. Bunların çoğunu da zorla seyrediyor olmam başka bir hikaye. Müzikten de anlamadığım için olsa gerek klipleri izlerken de bütün dikkatimi olup bitene veririm. Açık konuşayım, bu kliplerin çoğunu da klişelerle dalga geçmek için izlerim. Anlayacağınız yıllardır klip izleye izleye adeta bir klişe bağımlısı oldum çıktım. Bu yüzden affınıza sığınarak ilk kez yarı final hezimetinden sonra izlediğim ulusal şarkımızın klibini değerlendirmeye çalışayım. Bu da benim “ne oldu da yarı finalde elendik?” sorusuna cevabım olsun: Meğer biz yarı finalden çok çok önce zaten elenmişiz. İşte size “Yüksek Sadakat” adlı grubumuzun “Live it up” adlı şarkısı için çekilen ve yarışmadan aylar önce uluslararası kanallarda yayınlanan tanıtım klibi ve klişeleri:
1. Klasik Müzik ile Başlayan Rock Şarkısı: Bunu hayatımda ilk kez canlı bir performans sırasında görmüştüm. Doksanların başında Kadıköy’de izlediğim ve bar gruplarının sahneye çıktığı bir konser sırasında çalınan şarkılardan biri Beethoven’ın Beşinci Senfonisi ile başlıyor sonra da gitarlarla coşuyordu. “Rock müziğin altüst ettiği janr klasik müzik mi yahu?” diye soramadım tabi, yatılı okulda sabah akşam dinlediğim Beşinci Senfoni aklımı başımdan almıştı. Bu klişe ile başlayan “Live it up” klibinin açılış sekansında görülen saçı başı dağılmış “Back to the Future”istik şefine kendime engel olamadan şunu demek istiyorum: Yavaş yönet de saçın başın dağılmasın!
2. Bando Takımı Kıyafetleri Giyen Şarkıcılar: Bunu ilk kim yaptıysa cennet yüzü görmesin. O kadar soğuduğum bir şeydir bu. Gel gör ki, Michael Jackson’dan Prince’e kadar giymeyen kalmadı. Ama olmuyor işte yahu. Kısa keseyim, bunu giyen şarkıcı en iyimser ifadeyle Tosun Paşa’ya benziyor.
3. Vokaliste Kafasıyla Ritim Tutan Bas Gitarist: “Oh evet, dediğini onaylıyorum” adamı. Bunun başka bir versiyonu ise rap şarkıcısını ellerini göğsüne kavuşturup “hımm hımm” ederek onaylayan klip adamları. Bu arada hem vokalistin hem de bas gitaristin (af edersiniz) saçlarının seyrek olduğu gözümden kaçmadı. Hayır seyrek saçlı “Rock şarkıcısı olmaz” demeyeceğim ama bu işin duayenlerinin yıllarca “şapkasız çıkmam abi” demelerini de takdir ederim.
4. Vantilatörün Önünde Gitar Çalan Uzun Saçlı Grup Elemanı: İşte buna bayılıyorum! Aynısından Şebnem Ferah’ta da var bir tane. Üstelik o üstü çıplak yapıyor bu işi, zatürre olacak diye çok endişeleniyorum. Buradaki gitaristimiz ise klip boyunca iki klişeyi daha hayata geçiriyor: (a) vokalistin mikrofonuna salça oluyor. (b) Nakaratları ıkınarak söylüyor.Ben vokalist olsam hiç durmaz “herkes kendi önünden yesin” derdim. Bazen fevri davranışlarım olmuyor değil.
5. Kemancı Kadınlar: Evet, görsel olarak çok seksi klip öğelerisiniz. Seks satar, internet porno içindir. Ama klişe işte bu da artık. Daha kötüsü olabilir miydi? Evet, çok şükür olmadı: Çello çalan kadınlar.
6. Müzikle Coşan İhtiyarlar: Türk kliplerinin unutulmazı. Bayramlık şeker reklamı gibi sahneler. “Ölüyü bile kaldırırız!” iddiasındaki şarkıların vazgeçilmezi. Ama sadece bu mu? Duygusal şarkıların da vazgeçilmezi bu ihtiyarlar. Yine de pedofili sınırlarında gezen çocuk istismarına yeğlerim bu ihtiyarları.
7. Disko Topu: Direkt olarak görmesek de zaman zaman salonun tavanında yansımaları göze çarpıyor. Biliyorum, oradasın ve dönüyorsun disko topu!
8. Tek Parmakla Çalınan Düğün Orgu: İşte bu orgun nerede satıldığı benim için çözülemez sırlardan biri. Bir bulsam belki de uzun bir müzik kariyerinin içinde akıp gideceğim. Bunun bir değişik versiyonu ise air keyboard. Yani ortada org falan da yokken yapılan org çalma hareketi. Klipte bu klişeyi tamamlayan ise Eurovision şarkılarımıza özel bir klişe olarak darbuka.
9. Vokalistin Mikrofon Ayağıyla Gitar Çalması: Yukarda bahsettiğim air keyboard olayının mikrofon ayağıyla yapılanı. Bir nevi air guitar.
10. Çılgınca Eğlenen Gençler: ihtiyarlar coşsun koşsun, çok güzel. İyi de gençlerin başı kel mi? Tabi ki onlar da coşacak, ama işin ayarını kaçırmayacak yahu. Erkek erkeğe dans eden bile var!
11. I Say my Friend Life is Beautiful: Baştan şunu söyleyeyim, ben bile şu yarım yamalak İngilizcemle bu şarkının sözlerini direkt anlayabildiysem ortada bir sorun var demektir! İkincisi ise şu: Şarkıcı arkadaşlarım, 2011 yılındayız, etrafınıza bir bakın. Nesi “beautiful” bunun? Elin 13 yaşındaki tıfıl veledi bile “Baby baby baby” diye şarkı yapıyorken bu Polyannacılığınız beni benden aldı. Tamam “ağır” sözler yazın demiyoruz ama “life is beautiful” da olmuş mu şimdi? Mini mini bir kuş donsaydı daha iyiydi. Biraz gerçekçi olun yoksa ağzınıza Bieber sürerim!
12. Seyircilerin Üzerine Atlayan Vokalist: Bu görüntüyle bitmeyen konser konseptli bir rock-pop şarkı klibi gören varsa beri gelsin.
13. Bateri Suyu: En sevdiğimi sona bıraktım: Bateri suyu. Bilen bilir, büyük sosyolog Umut Sarıkaya’nın tespitidir bu. Yeni bir rock grup kurulduğunda ilk iş bateri suyu almaktır. O su, trampetlerin üzerine dökülecek ve vurulduğunda deli gibi sıçrayacak. Yakın plana geç, ver ışığı, düşük enstantane, al sana klişenin ağa babası, bateriden sıçrayan sular. Bunun bir adım ötesi ise çatlayan patlayan fişekler, alevler falan oluyor ama sanırım “ağır kaçar” diye yapılmamış.
İşte efenim, benim kliple ilgili düşüncelerim bunlardır. Tamam, bu tür yarışmaların bir “formatı” olduğunu, o formata uygun şarkıların da daha başarılı olduğunu kabul ediyorum. Ama yine de soruyorum: Bu derece klişe yumağı olan bir klibin başarılı olma olasılığı nedir?
http://www.youtube.com/watch?v=0QUDFPmcWgw&annotation_id=annotation_640287&feature=iv
