Uzun zamandır yapamadığımız haftanın grubunu bu kez üzücü bir vesile ile yapıyoruz. Moğollar’ın davulcusu Engin Yörükoğlu’nun vakitsiz ölümü nedeni ile Türk rock müziğinin bu müstesna grubunu bir hatırlayalım dedik. Moğollar’ın hatırlatılmaya da ihtiyacı yok pek gerçi; günümüze kadar albüm yapmayı, konser vermeyi sürdürdükleri, festivaller organize ettikleri, protest tavırlarını, genç duruşlarını koruduklarını için bugünün dinleyicisi ile de bağlarını koparmış değiller. Oysa grubun ta 1967 yılında kurulduğunu, günümüzde Taner Öngür, Cahit Berkay ve rahmetli Engin Yörükoğlu’nun oluşturmuş olduğu Moğollar üçlüsünün hiçbirinin ilk kadroda yer almadığını çoğu kişi bilmeyebilir.
Haftanın Grubu: Moğollar
Caz: Safkan Amerikalı
“İz” fotoğraf dergisinin Mayıs sayısında çıkacak yazımı şimdiden anlamametmem okuyucularıyla paylaşıyorum. Her sayısında 6 fotoğrafçının portföyü ve onlara eşlik eden yazılar bulunan bu güzel dergiyi fotoğraf meraklıları kaçırmasın derim.
Fransız fotoğrafçı Guy Le Querrec’in cazcılardan oluşan portföyüne baktığımızda Avrupa’yı, Amerika’yı ve Afrika’yı ayrı ayrı görmek mümkün: Afrika’nın uçsuz bucaksız çölünde davullarını taşıyan müzisyenler, yine bir Afrika kasabasında nefeslilerini üfleyen gençler. Diğer fotoğraflarda Avrupalı sazlarla müzik yapan çoğu Afrika kökenli Amerikalı cazcılar… Bir tanesinde Dexter Gordon stüdyoda küçük bir mola almış. 15 yıl yaşadığı Avrupa mı burası? Paris veya Kopenhag? Sonra Miles Davis, Chet Baker, Ray Charles, Charles Mingus… Cazın her renkten ustası arz-ı endam etmiş Le Querrec’in karelerinde. Bu kareleri birleştirip büyük resme baktığımızda üç kıtanın birleşimini görmek de mümkün. Caz müziğinin tarihi, oluşumu, hikayesi ister istemez yansımış bu çerçevelerin içine.
Haftanın Grubu: Pin-Up
Haftanın grubu yazılarımızı beğenenler kadar, hafiften naftalin kokulu bulanlar da oluyor. Biz okur tepkilerine duyarlı bir bloguz. Genç ve dinamik nesli de düşünüp nabza göre şerbet vermek isteriz. Öte yandan, “bak herşeyden haberimiz var icabında” havasını basmak da hoş olur. İşte bu yüzden, bir rocker girl-band manzumesi yazalım dedik, ne demekse!
Ne tuhaf! Düşerken, insan bir an uçuyorum sanıyor
Komik gelebilir belki ama müziğe bayağı meraklı olmama rağmen şarkı sözlerine fazla dikkat etmem. Bolca caz da dinlediğimden sevdiğim müzikler arasında enstrümantaller büyük yer tutar. Sözlü olanların bazılarının sözlerini bilsem de bazılarını çok sevmeme rağmen yarım yamalak bilirim. Müziğe daha çok dikkat ederim, gayri ihtiyari. Eksiklik olduğunu kabul ediyorum ama işte müziğin müziksel ögelerine öyle bir kaptırıveriyorum ki, sanırım sözler ikinci planda kalıyor. Ancak dün gece izlediğim “Crazy Heart” filminde bulunan bir şarkının sözleri öyle basit ve vurucuydu ki beni şarkıya aşık etti.
Haftanın Grubu: Marvin Gaye
Tamam biliyorum birkaç haftadır haftanın grubunu boşladık, o yüzden haftanın değil ayın grubu olmalı aslında. Zaten Marvin Gaye de grup değil. Yani başlığın neresinden tutsak elimizde kalıyor. Ama siz takılmayın bu maddi hatalara, Marvin Gaye’in maneviyatına, sanatçı kişiliğine bakalım biz. Bir de dramatik ölümüne…
İlham Kaynağı: IKEA
Efendim Ikea ülkemize geldiğinde sevindim tabii. Nihayetinde oymalı kakmalı salon mobilyalarıyla büyümüş bir neslin temsilcisiyiz. Onlardan sonra ucuz, pratik, minimalist mobilyalar ilaç gibi geldi. Ayrıca vitrinli takımlarıyla, çekyatlı kanepeleriyle, istikbal ve benzeri mobilyacıların estetik anlayışlarını salonumda misafir etmek istemem. Sanata, tasarıma, yaratıcılığa, kültüründe çok daha fazla yer açmış İsveç’in tasarımcılarına evimi emanet etmeyi tercih ederim. O yüzden bu topraklarda Ikea’ya muhalefet etmek -en azından bu sebepten dolayı- kolay gelmiyor bana. Estetik kirlenmenin gözlerimize perde çektiği bir ortamda Ikea’nın kusurlarını görmek zor olabiliyor; denize düşen yılana sarılıyor.
Yeşilçam’ın “Godzilla”sıyla Röportaj
Dersimiz için sinemaya uzun yıllar emek vermiş birisiyle röportaj yapmamız gerekiyordu. Bunu vesile bildik, Yeşilçam’ın emekçisi, yılların set görevlisi “Godzilla”yla görüşelim dedik. Kendisi bu isteğimizi kabul edince çok sevindik.
Haftanın Grubu: Shakatak
Hanidir bu köşeyi pekadam’a kaptırmıştım. 80′ler, 70′ler, Türk popu derken baktım iyiden iyiye gitti köşe. Sağolsun güzel de yazıyor, kalemi sağlam arkadaşın. Bir de birkaç senelik yaş avantajıyla aldı götürdü. Gerçi benim de yaşım yetişir; 70′ler müziğini, dönemin Türk popunu bilecek kadar eskidir kafa kağıdım. Ama o alanda ne pekadam kadar otoriteyim, ne de onun kadar içli, lezzetli yazılar çıkarabilirim. 80′li yıllar, daha kendimi bilerek müzik dinlediğim döneme denk geldiği için, bu hafta o yıllardan bir İngiliz grubu, “Shakatak”ı hatırlayalım istedim.
Haftanın Grubu: Beyaz Kelebekler

Haftanın Grubu’na artık istek parçaları da almaya başladık. Güzel okurumuz Ebru hanım, gönderdiği elektronik peçeteye “Haftanın grubu Beyaz Kelebekler olsun daha masum günlerden… ya da bizim daha masum olarak hatırlamayı sevdiğimiz günlerden…” diye yazmış. Onu kıracağımıza dişimizi kırarız.
Up in the Air
Ne zamandır vizyon filmlerini takipte değilim. Arkadan gelip izliyorum, çoğunlukla da evde. Geçen hafta “hadi sinemaya gidelim, değişiklik olur” dolduruşuyla sabah matinesinde buldum kendimi. Hakkında iyi şeyler duyduğumuz “Up In The Air/Aklı Havada”ya gittik. Beğenmem için Altın Küre almasına gerek yoktu ama ben izledikten sonra senaryo dalında onu da vermişler.
Nil Dünyası
Şahıslarla uğraşmak, magazine bulaşmak bu blogun adeti değildir; anlamayız da o işlerden ama şahıslar üzerimize üzerimize gelirse, hafakanlar bastırırsa, iki çift lafımız olur. Tamam vakti zamanında dedik ki Nil kızımız çok güzel, çok hoş, çok şirin, çocuksu, komikimsi şarkılar söylüyor, “sana kek yaptım” diyor, kızsal hissiyatlara tercüman oluyor filan fıstık.
Orhan Baba Gönülden Kapsar
Ben de Orhan Baba’dan hazzedenlerdenim. Daha doğrusu şimdiki “Orhan Baba” döneminden değil de, 1970′leri kapsayan ve 1980′lere de biraz sarkan “Orhan Abi” döneminden. 90′larda yaptığı Dil Yarası ise sevdiğim son şarkılarından biridir. Neredesin Firuze filminde kullanılan “Ya Evde Yoksan” şarkısının da sonradan Orhan Gencebay’a ait olduğunu anlamış ve kendisine bir göğüs selamı çakmıştım.
Büyük Birader Bono’dan İnciler
Bono’dan hazzetmeyenlerdenim. Çok da umurum değil, fazla takip etmem kendisini. Samimiyetsiz bulurum. Yükseldikçe hırslanan, hırslandıkça çirkinleşen adamlardan biri olduğu yüzünden aşikar. Geçenlerde Hazret sonunda çıkarmış baklayı ağzından:
Zeki Ökten’e Veda
Filimden milimden anlamametmem diyoruz, boşuna dememişiz. Çok ayıp ettik, sinemamızın bir ustasının kaybının ardından iki satır yazmayı akıl edemedik. 19 Aralık 2009′da ölen yönetmen Zeki Ökten’i geç de olsa rahmetle analım.
Youtube’un Son “Gişe” Rekortmeni: Panik Atak
Kasım ayının hemen başında youtube’da kısa bir film yayınlandı. “Ne yani ? Her gün internette binlerce kısa film yayınlanıyor” diyebilirsiniz. Ancak bu, diğerlerinden farklıydı, film kısa sürede 1,5 milyon kişi tarafından izlendi. Şu sıralarda ise 5 milyon izleme rakamına yaklaşmış durumda.
Güzel bir klip
Pony pony run run’dan “Walking on a Line” adlı şarkının klibi. Kısa film tadında. İlişkiler, gerçeklik, gerçekliğin öznelliği gibi bilumum meseleleri akla getiren, hoş bir klip.
Bay Rüzgar’ın Yeniden Doğuşu
Yel değirmeni üreten alternatif enerji şirketi Epuron harika bir reklam spotu hazırlamış. Takipçimiz Arzu Vatansever facebookta paylaşmış, biz de sizinle paylaşalım dedik.
Haftanın Grubu: Richard Clayderman
Efendim, Ümit Besen yazımıza gelen olumlu tepkiler üzerine (toplam 2 tepki, biri öteberi’den) bu haftanın grubunu da aynı telden çalan bir müzisyene ayıralım dedik: Richard Clayderman. Şimdi bu ismi duyan genç okurlardan “o da kim yav” diyenler olacaktır, azıcık yaşlı olanlardan da “ayıp olmuyor mu Ümit Besen’le Richard Clayderman’ı aynı kefeye koyuyorsun” diyenler çıkacaktır.
Haftanın Grubu: Ümit Besen
Şu sıralar Vodafone reklamında kullanılan “Nikah Masası” şarkısı dolayısıyla yeniden gündeme gelen Ümit Besen (ve arkadaşları diyemeyeceğim) ve (piyanosu da diyemeyeceğim) klavyesi bu haftanın grubu.
Marmara İletişim Öğrencilerinin Başarısı
You tube videolarını izleyemiyorsanız
Öğrencilerimin 3. sınıf dersi için çektiği “Senaryo” adlı film, 9. Frankfurt Türk Filmi Festivali’nde kısa film dalında 3.lük kazandı. Filmde emeği geçen Marmara İletişim öğrencilerinden Gökhan Dirice, Burça Derindere, Cansu Vural, Zeynep Çotuk, Fatih Evin’i ve diğer çalışanları kutluyorum.












