Bir başka neşeli kare Köyceğiz yolundan. Köyceğiz’i burada anlatmaya hacet yok, Çetin Altan’ın Milliyet’teki yazılarını takip edenler orayı sokak sokak biliyor gibidirler zaten.
Neden Geldim İstanbul’a? (4)
Neden Geldim İstanbul’a? (3)
Efendim ikinci durağımız Ayvalık. Su mevzuundan uzak durmak için denizinden havasından söz etmeyelim. Onlar zaten malum, Ayvalık şehir içinde değilse de civarında, Cunda’da ve diğer adalarda muhteşem bir denize, her daim esintili, tertemiz bir havaya sahip.
Havuz Problemi – 2
Yiğidi öldür, hakkını yeme! Bugün yüzüm sakallı bir şekilde kapısına geldiğim Harbiye Orduevi’ndeki görevli erler, berbere gideceğimi öğrenince
Neden Geldim İstanbul’a? (1)

Güzel bir tatil dönüşü TEM gişelerinden geçer geçmez akla takılan bu soruyu, İstanbul dışındaki öteki Türkiye’ye ilişkin izlenimlerimizi aktaracağımız yazı dizisine başlık olarak koymayı uygun gördük. Uzatmayalım, niyetimiz gezip gördüğümüzü, ayıptır söylemesi biraz da yediğimizi içtiğimizi anlatmak. Maksat, okurumuzun yolu oralardan geçerse, bizim aklımızın kaldığı güzellikleri, hoşlukları atlamasın, değerlendirsin.
Münih’te FB formalı Yeni Zelandalı Gençler
Dünyanın taa dibinde, bildiğimiz dünyaya en uzak ülke olan Yeni Zelanda’da (Tayland bile 12 saatmiş uçakla) çocukları, dünya görsün diye topluca Avrupa’ya yollamak adettenmiş. Şimdi “bu da nerden çıktı, başlıkla ne alaka yani?” diyeceksiniz. Haklısınız; anlatayım.
Bu da Ağlayan Bina
Bina rüya görür mü deyip, Hamburg Sanatevi’nin yüzüne yansıtılan bir 3D çalışmasını göstermiştik ya birkaç gün önce.
Abarttınız, kekini de kabarttınız
Aşağıdaki Youtube videosunu izleyemiyorsanız buraya tıklayın
Yer:Roma. Mekan: Panteon, Roma İmparatorluğu’ndan zamanımıza ulaşmış, en iyi korunmuş binalardan biri.
Ne varsa yaşıyor…
anlamametmem.com’un yakışıklı ve karizmatik kurucusu, hızlı gazetecisi, şipşak videocusu, kısacası herşeyi Öteberi, son günlerde yurt içi ve yurt dışından geçtiği haberler, konser izlenimleri ve hiç bir yerde yayınlanmamış orijinal videolarla, okurların başını döndürdü, zevkten dört köşe etti.
Tatile Çıkmadık, Ara da Vermedik, Bomba Gibi Dönüyoruz
Bir hafta, on gündür yazılarımız seyrekleşti, azaldı. Rakipler göbek atmaya başladı, pilimiz bitti sandılar.
Havayollarının Son Üçkağıdı
Her ne kadar krizler kapitalizmin ve şirketlerin korkulu rüyası gibi gözükse de kriz ortamı şirketlerin işine de gelir bir taraftan.
Uygarlık, Cennet, Cehennem
Bizim otelciler müşterilere evlilik cüzdanı sormakla uğraşadursun, New York’ta hizmet veren Standard Hotel asansörlerinde göstermek üzere sanatçı Marco Brambilia’ya yukarıdaki video enstalasyonu ısmarlamış.
Ahmet Tulgar’la Haftasonu Gezmeleri-2
İstanbul, Pratik Zekalıların Şehri
Artık, sokaklarımızda çöp sepeti olmadığından mıdır, yoksa Nişantaşı’nda gezenlerin yere çöp atmayacak kadar medeni oluşundan mıdır bilinmez, çöpleri değerlendirmek için ilginç bir yöntem bulmuş İstanbul insanı.
Üsküdar Meydanına Çalar Saat Heykeli
Üsküdar Meydanına yapılan son güzellik “Çalar Saat Heykeli”. Meydan zaten boş kalmıştı, ahali eksikliğini duyuyordu, iyi oldu. Konseptten de görüldüğü gibi “Hayatın her anı önemlidir; her an sessiz alarm çalar”! Bereket sessiz çalıyormuş, o saatten çıkacak alarm sesi mazallah Kadıköy’lüleri yatağından sıçratırdı. Heykelden filan anlamam etmem de, önünden geçtikçe malum fıkra aklıma geliyor ister istemez:
İstanbul, Sürprizlerin Şehri

Fotoğraflar:Elif Pekman
İstanbul gezmelerinde sürprizlere hazırlıklı olacaksın, takke de düşer, kel de görünür, şaşırmayacaksın. Altunizade civarında sokak arasındaki küçücük bir parkta bizi böyle bir sürpriz bekliyordu.
Ahmet Tulgar’la Hafta Sonu Gezmeleri-1
Gençliğimizin Dolmabahçe Lunaparkı (Küçükçiftlik Parkı) eski şaaşalı dönemini kaybetmiş olsa da hizmet vermeye devam ediyor. Ahmet’le bu nostaljik mekanı yeniden ziyaret ederken,
Pişmiş Yumurta Bulunur
Eminönü’nden Unkapanı’na doğru giderken, kantarcı ve bıçakçıları biraz geçince Küçükpazar Caddesi üzerinde sol kolda Dostlar Tekel Bayii var. Vitrininde mütevazı bir “Pişmiş Yumurta Bulunur” yazısı göreceksiniz.
“Anlamam Etmem” Vurduğu Yerden Ses Getiriyor
“Anlamam Etmem”in yayınları karşısında şaşkına dönen laylomcular, çadırları bir bir söküyor. Çırağan Kempinski çadırını kaldırdı, saray boğaza yakışır haline geri döndü. Darısı Akaretler’in başına. Bizi desteklemeye devam edin, icraatlarımızı ibretle izleyin. Zaten futboldan da biliyorsunuz, iddaacıların tüyo için ilk adresi artık anlamametmem.com. Kupa maçında sözümüzü dinleyip beraberlik yazanlar 1′e 3 aldılar. Yoksa 3′e 1 miydi? Neyse yani aldılar sonuçta…
Ne zaman Maçka’dan geçsem-3
Maçka’dan geçip Akaretler’e inen sıradan vatandaşın “üçüncü şahıs”lığıyla ilgili yorumlarımıza bir katkı Milliyet “Cafe” eki yazarı Çağdaş Ertuna’dan geldi. Akaretler’in yeni laylom şeklini pek beğenenler olacağını zaten tahmin ediyorduk. Buyrun okuyun, “Akaretler Sonunda Oldu!” başlıklı müjdeli köşeyi…
Ne zaman Maçka’dan geçsem-2
Bugünlerde ne zaman Maçka’dan geçsem, limanda gemiler değil ama Akaretler’de park etmiş gemi gibi jeep’ler, rover’lar oluyor. “İyi oldu, şık oldu, Akaretler kurtuldu, binalar temizlendi” filan diyorduk ama işin rengi hızla değişiyor. Son icat, kaldırımın geniş tarafına yuvalanmış cafe’lerin önlerine kondurdukları tahta setler, ya da naylondan (halk dilinde laylom da denir) çadırlar. Artık bunlara set mi diyeceğiz, podyum mu diyeceğiz, cafe sahipleri birer havalı isim bulurlar elbet: La set, Les çadıros, El çıkıntiris, filan… Kur bir set, çevir etrafını, oturt oraya egsoz soluyarak 15-20 kağıda kahve içmeye meraklı elemanları, bak ticaretine. Bunların bir gömlek üstünü Çırağan Kempinski yapmış, sarayın önüne hayvan gibi laylom çadırı atmış, düğüne derneğe onbinlerce dolara kiralıyor. Boğaz vapurundan bu muhteşem İstanbul siluetine bakılabilir. Bu arkadaşlar, Avrupa görmüş, zevk, stil, gusto sahibi insanlar, ama işte ülkemizin yağmacı kültürü onları da yoldan çıkarıyor, ne yapsınlar ortam böyle! Ben anlamam etmem ama bu işlerin bir anlayanı bileni vardır herhalde, bunlara belediye mi bakar, bakanlık mı bakar, yoksa herkes ticaretine mi bakar?









