Şaka maka anlamametmem 2. yılını da devirdi. Mayıs 2009′da başladığımız internet hasbıhallerinde futboldan oskara, haşlanmış yumurtadan pilav üstü kuruya, Erman Toroğlu’ndan Ümit Besen’e olur olmaz bir dolu mevzuda olur olmaz bir dolu laf etmişiz.
2. Yaşın Şerefine: İşkembe Çorbası Tarifi
Börek Sorunsalına Erkin Baba Açılımı
Sevgili ortağım Öteberi, aylar süren sessizliğini ortaya bir “Börek Sorunsalı” atarak bozdu. Nişantaşı’nın göbeğinde çoktandır kanayan bir yaraya parmak basması, bende sosyal meselelerimizi bir bir anlamametmem’in gündemine getirmek ve blogumuzu tekrar vurduğu yerden ses getiren bir mecra yapmak için dönüş yaptığı izlenimi uyandırdı. Hayırlısı olsun, bekliyorduk. Öteberi’nin börek sorunsalına ufak bir katkı yapmak isterim. Esasında benim değil de Erkin Baba’nın bir katkısı olacak bu.
Börek Sorunsalı

Yukarıdaki fotograf Komşufırın’da çekildi. Böreklerden soldaki “Talaş” olanı tane ile satılırken, adı “Girit” olan ıspanaklının neden kiloyla satıldığını anlayabilmiş değilim. Nedir bu? Bir pazarlama taktiği mi? Anlayan varsa beri gelsin, bize de anlatsın.
Sigarayı Bırakmanın Gizli Faydaları
Efendim bizim gençliğimizde sigara içmek pek modaydı, Erkek adam sigara içerdi. Yakışıklı yıldızların çoğunun sigaralı cool pozları vardı. Eskilerden Clark Gable, James Dean, daha sonraları John Travolta, Mickey Rourke ve reklamlardan “Marlboro Man”, daha erkek, daha cool olmanın yolunun sigara içmekten geçtiğine gençleri inandırmıştı.
Lüfere Hasret
Anlamametmem Bursa muhabiri arkadaşımız Oral bey, geçenlerde ilginç bir habere imza attı. Kendisinin bildirdiğine göre bir evi soyup soğana çeviren hırsızlar, bir de evsahibinin buzdolabında duran bir şişe rakı ile balığı da cebellezi etmişler. Ne desek bilemiyoruz; evsahibine geçmiş olsun, acaba giden mallara mı daha çok yanmıştır, yoksa rakıyla balığa mı? Oral bey buzdolaplarına gizli, şifreli filan bir bölme yaptırıp rakı-balığı orada saklamamızı öneriyor. Büyük rakıcı dostumuz doktor Hakan bey ise evde rakı ile balığının zinhar saklanmayıp derhal tüketilmesinin en geçerli tedbir olduğunu söylüyor.
1. Yaşın şerefine: Margarita Tarifi
Gönül isterdi ki 1. yaşgünümüzü okurlarımızla birlikte şöyle gümbür gümbür bir partiyle kutlayalım. Ancak bu sene biraz dardayız, seneye inşallah… Onun yerine yaza hazırlandığımız şu günlerde, anlamlı bir tarif verelim dedik, Meksika kökenli içki margaritayı uygun gördük.
Hamburgerde Bir Numara
Gazetelerin ekonomi sayfaları yahut televizyonların ekonomi programları şirketlerin halkla ilişkiler mecraları olarak kullanılıyor, karşılığında bu şirketlerden reklam alınıyor, malum. Sadece ekonomi sayfaları-programları değil esasında sağlık, güzellik, kadın, magazin, hatta spor sayfalarının ve programlarının bile çoğu zaman buna hizmet ettiği de malum. Filanca şöyle büyük yatırım yaptı, falanca böyle güzel yeni ürün çıkarttı, feşmekan holding İstanbul’un en süper yerine en şahane ultra modern yaşam alanını (28 katlı 57 bloklu site mesela) sizin için yapıyor türünden “haberler” bu tür medyacılığın örnekleri. Bakınız bugünkü gazetede şöyle bir başlık var “haber”in üstünde: Burger King 300′üncü restoranı açtı, Türkiye’yi dünya lideri yapacak.
Alican, Şişkonun Tekisin!
Bir reklam gördüm dibim düştü. Televizyonda da varmış, rastlamamıştım: “Alican 12 yaşında, maalesef 70 kilo. Mertcan 12 yaşında, sağlıklı kilosunda.” Karşılaştırmalı reklamın yeni bir şaheseri. Hani tencere dibin kara, seninki benden kara reklamları var ya. Ama bunda ürünleri değil insanları karşılaştırıyoruz. Sen şişmansın, obezsin, çirkinsin, hastasın, safrasın. Bak Mertcan’a, o sağlıklı, normal, güzel, yakışıklı, cillop gibi. 12 yaşındaki çocuğa söylüyoruz bunları. 12 yaşındaki bütün çocuklara. Onların kardeşlerine, analarına, babalarına.
Zambo Çiklet Aranıyor
Arkadaşlar biliyorum bizi sulu sepken nostaljik bellediniz, yazılarımızı müzelik buluyorsunuz ama, bakınız herkesin hayatında bir eski tat, bir eski koku aradığı zamanlar oluyor, olacaktır. Görüyorum bizden gençler de forumlarda filan ah nerde o “Yedi Numara” dizisi, “Pokemon” olsa da seyretsek filan diyesi oluyorlar. O yüzden mazur görünüz buradan Zambo çiklete olan özlemimizi ifade etmemi. Kaldı ki biz blogu niye kurduk, aklımıza eseni, kafamızı bozanı, içimizin çektiğini yazmayacaksak, değil mi ama efendim?
Besin Piramidi Tepetaklak
Geçen hafta kitapçıda, dergi, kitap karıştırırken karşıma çıktı: “Taş Devri Diyeti”. Yok diyet kısmı değil de taş devri kısmı yakaladı beni. Bir bakayım diye elime aldım, bırakamadım. Sayfaları karıştırdıkça kitap daha ilginçleşmeye başladı. Diyet hakkında genelgeçer tezleri bilimsel araştırmalarla çürütmesi, ilaç şirketlerine, gıda tröstlerine giydirmesi isyankar damarımı kabarttı, aldım. Okudukça şaşırdım, şaşırdıkça okudum.
Timsah Pusuda
Fitboldan filan zinhar anlamametmem ama Bursaspor Cuma günü liderliği kapınca atlayıp gittim Bursa’ya. Çarşı bir tek Beşiktaş’ta mı var yani, dedim bir bakayım Bursa’mın çarşısında hemşehrilerim ne yapar, ne eder. Bir nabız tutayım, bir havayı koklayayım. İndim Heykel’e, şöyle bir içime çektim havayı, baktım mis gibi iskender kokuyor.
Nohutlu Pilav
Bu akşam işten çıkmış, canım sıkkın, aç biilaç beni eve götürecek olan dolmuşa doğru Beşiktaş’ta yürürken bir yandan da kafamın içinde eve gidince yapacağım yemeği teorik olarak pişiriyordum. Ben bu teorik olarak bir takım şeyleri yapma konusunda çok başarılıyım. Pratiğini yapmaktan çok daha keyifli ve zahmetsiz.
Bir fincan neskafenin kaç paralık hatrı olur?
99 kuruşluk dükkan yazımız beğenilmiş, “biraz daha tanıtın cafeleri” diye eşten dosttan tavsiye aldık. Sağolun var olun, ne yapalım biz de ekip olarak anlamadan etmeden o kafe senin bu pastane benim dolaşıp duracağız sizi memnun etmek için. İlk durağımız Polo Pastanesi: lafı dolandırmadan konuya gireyim.
Demek ki 99 kuruşa oluyormuş
Harbiye’de Halaskargazi Caddesinde, Ramada Otelin hemen dibinde 99 kuruş adlı bir dükkan var. Burada herşey 99 kuruş. Sandviç, muhallebi, portakal suyu, sosisli, çay, Türk kahvesi, cappucino hepsi 99 kuruş. Evet yanlış duymadınız rakamla 99, yazıyla doksandokuz.
Yemişim konsepti!
Kanyon alışveriş merkezi pek gittiğim bir yer değil. Ama işte şehir hayatı; geçenlerde yolum düştü. Garajdı, yürüyen merdivendi, güvenlikti derken, mağazalara gelene kadar yorgun düşmüşüz. Bir kahve içelim diye bir “İtalyan cafe”sine çöktük (adı İtalyancaydı ama sahibi eminim Türktür).
Neden Geldim İstanbul’a? (1)

Güzel bir tatil dönüşü TEM gişelerinden geçer geçmez akla takılan bu soruyu, İstanbul dışındaki öteki Türkiye’ye ilişkin izlenimlerimizi aktaracağımız yazı dizisine başlık olarak koymayı uygun gördük. Uzatmayalım, niyetimiz gezip gördüğümüzü, ayıptır söylemesi biraz da yediğimizi içtiğimizi anlatmak. Maksat, okurumuzun yolu oralardan geçerse, bizim aklımızın kaldığı güzellikleri, hoşlukları atlamasın, değerlendirsin.
…kriz Rumeli Starbucks’ın ortasından geçti
Osmanbey Rumeli Caddesi’ndeki 3 katlı Starbucks kahvecisi bugün son kahvelerini hazırlıyor. Bu akşam kepenklerini son defa indirecek; köpüklü, kremalı kahveler orada son defa içilecek. Ancak kahve meraklıları için büyük bir kayıp sayılmaz. Zira Nişantaşı’na doğru biraz yürüyünce, İstanbul’un -hatta belki de dünyanın- Starbucks merkezine ulaşmak, 200 metrelik bir alanda tam 3 starbucks bulmak mümkün: Valikonağı Caddesi’nde, Güzelbahçe’de ve Nişantaşı Cities’de. Yine de müdavimleri, Rumeli Caddesi’ni gören balkonuyla bu ferah şubeyi arayacaklar. Kriz bizi teğet mi geçiyor anlamam etmem ama Rumeli Starbucks’ın ortasından geçtiği aşikar. İşin bir sevindirici yanı var, o da çalışanların diğer şubelerde işlerine devam edebilmeleri.
















